Ordan Burdan Şurdan

Asrın Felaketi: Fukuşima

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr

Fukuşima felaketinin üzerinden neredeyse 7 yıl geçti. Aslında çok çok büyük kısmımız bu felaketi çoktan unuttu. Nasıl oldu, orada neler yaşandı, etkileri nasıl oldu hepsini unuttuk belkide. Ancak bölge bu felaketi unutmadı, yerel halk unutmadı bu felaketi…

Fukushima felaketini 7. yıl dönümüne az bir süre kaldı. Gelin kısaca hatırlayalım bu felaketi. Herşey 11 mart 2011 de başladı. 11 mart 2011 tarihinde türkiye saati ile 05:46 da Japonyanın Tohuku bölgesi 9 şiddetinde bir depremle sarsıldı. Yerin yaklaşık olarak 32 kilometre derinliğinde gerçekleşen bu deprem o kadar şiddetliydi ki Hiroşimaya atılan atom bombasından yaklaşık olarak 600.000.000 (600 milyon) kat daha fazla enerji açığa çıkardı, yani yaklaşık 9320 gigaton TNT gücünde.

Japon halkı depremlere şüphesiz dünyada en çok alışık olan ve en hazır olan toplum. Nitekim asıl hasar deprem den kaynaklanan yıkımlar değildi. Asıl darbeyi deprem sonrası 15 metre  dalga yüksekliğine ulaşan tusunami vurdu. İşte Fukishima’ nın da pimini çeken bu tusunami oldu.

Tsunami sonucunda elektrik hatlarında ve Fukishima nükleer santralinin yedek güç sistemlerine (jeneratör) meydana gelen bir dizi arıza nedeni ile 3 reaktör kapatılmak zorunda kaldı. Soğutma sistemleri de devre dışı kalan santrallerlerde bir dizi nükleer patlamalar oluştu ve bunun akabinde radyasyon sızıntısı başladı. Bölgenin havasına, içme suyuna, sebzesine, meyvesine, özellikle denizlerine balıklarına radyasyon hızla karışmaya başladı. Öyle az uz da değil oldukça ciddi miktarlarda bir sızıntı oldu. Radyasyon yayılımı sadece Japonya ve etrafında etkili olmadı. Radyasyon avrupa kıyılarına kadar ulaştı.

Peki Fukuşima’ da Şu Anda Durum Ne?

Fukişima felaketinin üzerinde yaklaşık 7 yıl geçti. Bazı kanallarda çalışmaların sonlandığı söylense de maalesef halen çalışmalar devam ediyor. Fukuşima santralinin bir kısmı toprağa gömüldü. Üzerine metrelerce kalınlıkta betonlar döküldü. Yaklaşık 400.000 kişi evinden uzaklaştırıldı, zorunlu olarak göç etmek zorunda kaldılar.

Nükleer kazalar birkaç saniye içinde gerçekleşebilen ancak etkilerini onlarca hatta yüzlerce yıl sürdüren kazalardır. Nitekim dünyanın en büyük nükleer felaketi olarak bilinen Çernobil faciasının üzerinden yaklaşık  32 yıl geçmesine rağmen bölgede etkileri halen devam etmektedir. Araştırmacılarına göre Çernobilin felaket öncesi döneme dönmesi 1000 yıl alacak. Durum Fukişima için de farklı değil. Bazı bilim adamlarına göre Fukişima artık dünyanın en büyük nükleer felaketi konumunda. “Bu iş bitti artık fukişima temizlendi” dense de maalesef fukuşima’ nın temizlenmesi ve felaket öncesi döneme dönmesi yüzyıllar alacak. Şu an bile bazı reaktörlerde soğutma çalışmaları devam ediyor ve birkaç on yıl devam edecek gibi…

Kabul ediyorum dünya üzerinde yaşayan bizlerin bitmek bilmeyen bir enerji açlığı mevcut. Her geçen gün teknoloji ve enerji bağımlılığımız artıyor. Nükleer santraller enerji ihtiyacının giderilmesinde kağıt üzerinde çok avantajlılar. Peki ya sonrası. İnsan hatası olmasa bile doğaya karşı koymak imkansız. Doğa kaynaklı olayların nükleer santraller üzerinde nasıl etkiler oluşturacağını önceden kestirmek oldukça zor. Oluşabilecek nükleer kazaların yaralarını sarmak da hiç de kolay değil. Uzun yıllar aktif olarak çalışılması gereken sonuçlar doğuran nükleer kazaların etkilerinin tamamen sona ermesi binlerce yıl sürebilir. Nükleer kazaların temizleme ve arındırma çalışmaları milyarlarca dolara mal olan bir fatura da çıkarıyor. Kaza gerçekleşmese bile nükleer santrallerde yakıt olarak kullanılan radyoaktif izotopların atıklarının bile onlarca yıl soğutulması ve güvenli bir şekilde depolanması gerekiyor.

Nükleer santraller şu an için gerekli olarak görülse de benim gözümde her zaman pimi çekilmiş el bombaları gibi. Ülkelerin bir yandan enerji verimliliği gibi konularda çalışmaları arttırması gerekirken bir yandan da yenilenebilir enerji kaynaklarını desteklemeleri gerekmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları ana enerji üretme yöntemi olarak benimsenerek fosil yakıt ve nükleer yakıtlara olan bağımlılığın azaltılması gerekmektedir. Evet bu bir anda yapılacak ve “yarın nükleer enerjiden ve fosil yakıttan vazgeçiyoruz” denebilecek bir şey değil. Ancak bu konuda kararlı olunmalı ve yenilenebilir enerji kaynakların kullanılması tesvik edilmelidir.

Bana göre gelecek nükleer santrallerde değil. Kimilerine göre nükleer santraller bu geçişte basamak olarak kullanılabilecek olsa da tehlikeli basamaklar. Yapılacak en ufak bir hata telafisi mümkün olmayan, dünyanın ve insanlığın geleceğini tamamen etkileyebilecek olayla neden olabilir.  Bana göre gelecek enerji verimliliğinde ve yenilenebilir enerji kaynaklarında.

Bir daha Çernobil ve Fukişima gibi felaketler yaşanmaması dileği ile. . .

 

 

 

Yorum yapın