Sağlık

Sağlıkta Şiddete Hayır!

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr

Şiddet kavramı hepimize olumsuz,irrite edici bir kavram olarak yansımaktadır.Bir de bunu sağlıkta şiddet olarak düşündüğümüzde duygu ve düşüncelerimizde nasıl bir olumsuz hayal süzgeci oluşturduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.

Hemen hemen her bir birey hayatının belirli bir döneminde herhangi bir konu ile alakalı şiddete maruz kalmaktadır. Karşısındaki bireye karşı insan veya bir canlı olsun şiddet eğiliminde olmaktadır ve bunu içinde bulunduğu ruh haliyle gerçekleştirmektedir.

Şiddet, neden şiddete başvurmak zorunda hisseder insan kendini veya neden ufak bir hadisede şiddete başvurma eğilimindedir. Çevresel, fizyolojik, psikolojik bir çok nedene bağlı tutulsa da ağırlıklı olarak insanın fıtratı ile alakalı bir konudur. Ancak kendisine yardım için orada olan kişilere şiddet uygulamak yada şiddet uygulama ile tehdit etmek insan fıtratı ile açıklanacak bir durum değildir.

Şiddeti bir de sağlıkta şiddet boyutuyla düşündüğümüzde o kadar trajik, dramatik bir aşama karşımıza çıkarki kelimeler yetersiz kalır. Bir sağlık profesyoneli olarak gerçektebn bunu anlamakta zorluk çekiyorum.

Bir sağlık çalışanı düşünün ve bu sağlık çalışanının(hekim, hemşire, sağlık hizmeti vermekle görevli sağlık personeli sizin için evinize kadar mezranıza kadar gelen bir 112 çalışanı) kendisinden sağlık hizmetini almak veya şifa görmek amacıyla gelmiş bir birey tarafından şiddete maruz kaldığını hayal edin. Bu sağlık personelinin de acil serviste görevli nöbet tutan bir hekim olduğunu düşünün. Birey, acil servise bir anda ortaya çıkmış bir rahatsızlığı nedeniyle veya zaten mevcutta varolan kronik bir rahatsızlığı nedeniyle başvurmuştur ve hastalığına şifa aramaktadır. Karşısında da muhtemelen üç günde bir nöbet tutan ve her nöbetinde bir çok acil vakayla baş etmek zorunda olan bir hekim yada sağlık çalışanı görev yapmaktadır. Sağlık profesyonelleri, sağlıkta şiddet olarak söylediğimiz kavrama veya hadiseye daha önce defalarca maruz kalmıştır. Kendisine hastalığı nedeniyle gelen birey, tahlilleri ve tetkikleri çıktıktan sonra hekimden aldığı cevaptan rahatsız olduğu düşüncesiyle önce sözlü tacizde bulunmuş, tatmin olamamış,  daha sonra da hekimin kendisini başından atma duygu ve düşüncesine kapılarak hekimi darp ederek şiddete başvurmuştur. Hakkını savunacağı ve zorlada olsa hekime kendi kafasında kurguladığı tedavi şeklini uygulatacağı öngörüsüyle hekimin yada diğer sağlık çalışanlarının hem görevini yapmasını engellemiş hem de başka bir hastanın hakkına tecavüz etmiştir.

Yine vatandaşa sağlık hizmeti vermek için evine kadar giden 112 personellerine karşı yapılan şiddet işin başka bir acı boyutunu ortaya koymaktadır. Gerçekten bu davranışları anlamak ve anlamlandırmak mümkün değil.

Normal bir birey, bu tür durumlarda hekimin yada sağlık çalışanının görevini yapmasına olanak sağlar ve tedavi sonuçlanınca sağlık personelinin yanlış veya hatalı olduğunu düşündüğü konularda gerekli mercilere şikayet ve başvurusunu hem sözel hem yazılı olarak iletir. Bunun için gerekli merciler mevcuttur ve sağlık hukukunda hasta haklarında da bahsi geçmektedir. Olayın hukuki süreci bu şekilde işler.

Sağlıkta şiddet, ne yazıkki günümüzde yasaların belirlediği onlarca yönetmeliğe ve olumsuz örneğe rağmen ülkemizde devam etmektedir ve azalacak yönde olumlu sinyaller vermemektedir. Şiddete başvurmak ve özellikle sağlıkta şiddete başvurmak hangi sağlıklı bireyin tasvip edeceği bir hak savunma şeklidir. Haklarımızı neden hukuki çerçevede arayamıyoruz ve şiddet eğilimine giriyoruz. Bu da ayrı bir uzmanlık konusudur ve tartışmaya müsait geniş yelpazeli bir mevzudur.

Tüm sağlık çalışanlarına, sağlıkta şiddete maruz kalmayacağı görev ve hizmetler temenni ediyorum.

Yorum yapın